Doğal afetler hem genel kültür hem de çevremizde ve dünyada yaşanan olaylara karşı bilinçli olmak açısından bilinmesi gereken önemli kelime gruplarındandır. Kendi dilinizde bu kavramlara aşina olsanız bile, İngilizce öğrenirken bu kelimeleri bilmek iletişim becerilerinizi geliştirmenize büyük katkı sağlar. Eğer siz de İngilizce kelime haznenizi genişletmek ve İngilizce doğa olaylarına hakimiyetinizi arttırmak istiyorsanız, bu içeriğimiz tam size göre!
İngilizce Doğal Afetler Kelimeleri (Natural Disaster)
Doğal afetlerle ilgili terimleri bilmek ve anlamak, dünya çapında hazırlık ve müdahale çabaları için çok önemlidir. Aşağıda sizin için hazırladığımız tablodan, İngilizce doğal afet kelimelerini inceleyebilir ve kolayca pratik yapabilirsiniz.
English Term | Türkçe Anlamı |
Earthquake | Deprem |
Tsunami | Tsunami |
Hurricane | Kasırga |
Tornado | Kasırga / Hortum |
Flood | Sel |
Landslide | Heyelan |
Wildfire | Orman Yangını |
Volcanic Eruption | Volkanik Patlama |
Drought | Kuraklık |
Avalanche | Çığ |
Cyclone | Siklon |
Mudslide | Çamur Kayması |
Blizzards | Kar Fırtınası |
Thunderstorm | Gök Gürültülü Fırtına |
Hailstorm | Dolu Fırtınası |
Heatwave | Sıcak Hava Dalgası |
Lightning | Yıldırım |
Sandstorm | Kum Fırtınası |
Storm Surge | Fırtına Dalgası |
Frostbite | Donma |
Erosion | Erozyon |
Sinkhole | Çukur (Yer Çökmesi) |
Tidal Wave | Gelgit Dalgası |
Flash Flood | Ani Sel |
Nuclear Disaster | Nükleer Felaket |
Firebreak | Yangın Seti |
Waterspout | Su Hortumu |
Tornado Watch | Kasırga İzleme |
Severe Storm | Şiddetli Fırtına |
Ice Storm | Buz Fırtınası |
Tornado Alley | Kasırga Kuşağı |
Firestorm | Yangın Fırtınası |
Volcanic Ash | Volkanik Kül |
Storm Chaser | Fırtına Takipçisi |
Floodgate | Baraj Kapakları |
Floodplain | Taşkın Alanı |
Coastal Erosion | Kıyı Erozyonu |
Seismic Activity | Sismik Aktivite |
Aftershock | Artçı Şok |
Hurricane Warning | Kasırga Uyarısı |
Tsunami Warning | Tsunami Uyarısı |
Mudflow | Çamur Akıntısı |
Glacier Meltdown | Buzul Erimesi |
Ocean Current | Okyanus Akıntısı |
Coral Bleaching | Mercan Beyazlanması |
Solar Flare | Güneş Patlaması |
Flood Wall | Taşkın Duvarı |
Tsunami Run-up | Tsunami Yükselmesi |
Dead Zone | Ölü Bölge |
Landslide Prone Area | Heyelan Riski Taşıyan Alan |
Earthquake Fault | Deprem Fay Hattı |
Volcano Lava | Volkanik Lav |
Dust Storm | Toz Fırtınası |
Fire Whirl | Alev Dönmesi |
Geyser | Gayzer |
Fissure | Yırtılma / Çatlak |
Glacier Meltdown | Buzul Erimesi |
Ocean Current | Okyanus Akıntısı |
Solar Flare | Güneş Patlaması |
Tsunami Run-up | Tsunami Yükselmesi |
Dead Zone | Ölü Bölge |
Iceberg | Buzdağı |
Polar Vortex | Kutup Dönencesi |
Wildfire Smoke | Orman Yangını Dumanı |
Cloudburst | Ani Yağış |
Earthquake Epicenter | Deprem Merkez Üssü |
Geothermal Activity | Jeotermal Aktivite |
Heat Dome | Sıcak Hava Kubbesi |
Saffir-Simpson Scale | Saffir-Simpson Ölçeği |
Fungal Outbreak | Mantar Salgını |
Storm Shelter | Fırtına Sığınağı |
Flood Warning | Sel Uyarısı |
Seismic Wave | Sismik Dalga |
Tremor | Titreme |
Thermal Updraft | Termal Yükselme |
Microburst | Mikrobüsürt |
Deforestation | Ormansızlaşma |
Firebreak | Yangın Seti |
Gas Leak | Gaz Kaçağı |
Waterspout | Su Hortumu |
Tornado Watch | Kasırga İzleme |
Severe Storm | Şiddetli Fırtına |
İngilizce Doğa Olaylarıyla İlgili Örnek Cümleler (Natural Disaster)
Bu bölümde, genel olarak konuyu öğrenebilmeniz açısından doğal afet terimlerini örnek cümlelerle inceleyeceğiz. Aşağıda İngilizce cümleler ve parantez içindeki Türkçe çevirilerle pratik yapabilirsiniz.
Earthquake
The earthquake that happened last month was really severe.
(Dün geçen ay olan deprem çok şiddetliydi.)
Tsunami
The tsunami destroyed many houses near the coast.)
(Tsunami kıyıya yakın birçok evi yok etti.)
Hurricane
A strong hurricane hit the city last night.
(Geçen akşam şehri güçlü bir kasırga vurdu.)
Tornado
Tornado caused serious damage to the small town.
(Küçük kasabada hortum büyük hasara yol açtı.)
Flood
The heavy rains caused a flood that submerged roads and buildings.
(Şiddetli yağmurlar, yolları ve binaları su basan bir sele neden oldu.)
Landslide
Hevay rain triggered a lansslide in the mountain area.
(Şiddetli yağmur dağlık alanda heyelanı tetikledi.)
Wildfire
The wildfire spread quickly because of the strong winds.
(Güçlü rüzgarlar nedeniyle orman yangıngını hızla yayıldı.)
Volcanic Eruption
The volcanic eruption sent ash clouds high into the sky, affecting air travel.
(Volkanik patlama, kül bulutlarını gökyüzüne fırlattı ve hava yolculuğunu etkiledi.)
Drought
The drought lasted for months and damaged many crops.
(Kuraklık aylarca devam etti ve bir sürü ekine zarar verdi.)
Avalanche
An avalanche blocked the mountain road.
(Çığ, dağ yolunu kapattı.)
Cyclone
The cyclone forced thousands of people to leave their homes.
(Siklon,binlerce kişinin evlerini terk etmesini zorladı.)
Mudslide
A mudslide caused blokage on the highway.
(Bir çamur kayması,otoyalda tıkanıklığa sebep oldu.)
Blizzards
Beacause of blizzards the schools and airports were closed.
(Kar fırtınaları yüzünden okullar ve havalimanları kapatıldı.)
Thunderstorm
A strong thunderstorm hit the city in the evening.
(Güçlü bir gök gürültülü fırtına,gece şehiri vurdu.)
Hailstorm
The hailstorm broke windows and damaged cars.
(Dolu fırtınası,camları kıırdı ve arabalara zarar verdi.)
Heatwave
The heatwave made outside activities impossible.
(Sıcak hava dalgası, dışarı aktivitelerini imkansız hale getirdi.)
Lightning
Lightning struck the tree, causing a fire in the forest.
(Yıldırım ağacı vurdu ve ormanda yangına sebep oldu.)
Sandstorm
The sandstorm made it hard for he tourists to sightsee.
(Kum fırtınası,turistlerin gezi yapmasını zorlaştırdı.)
Storm Surge
The storm surge flooded coastal neighbourhoods.
(Fırtına dalgası,kıyısal mahalleri sular altında bıraktı.)
Frostbite
He got frosbite while hiking in the freezing weather.
(O, dondurucu soğukta tırmanış yaparken donma geçirdi.)
Erosion
Erosion is slowly and silently destroying the coastline.
( Erozyon, yavaşça ve sessizce kıyı şeridini mahvediyor.)
Sinkhole
A large sinkhole suddenly opened on the highway.
(Otoyolun ortasında bir anda büyük bir çukur açıldı.)
Tidal Wave
The tidal wave swept away everything in its path, leaving destruction behind.
(Gelgit dalgası, önüne çıkan her şeyi sürükleyerek arkasında yıkım bıraktı.)
Flash Flood
Flash floods filled the streets within minutes.
(Ani seller,sokakları dakikalar içinde doldurdu.)
Nuclear Disaster
The Chernobyl eruption is a nuclear disaster.
(Çernobil patlaması bir nükleer faciadır.)
Firebreak
The firebreaks helped control the wildfires.
(Yangın setleri, orman yangınlarını kontrol etmeye yardımcı oldu.)
Waterspout
A waterspout formed over the sea.
(Denizin üstünde bir su hortumu oluştu.)
Ice Storm
The ice storm made driving very risky.
(Buz fırtınası, araç sürmeyi riskli hale getirdi.)
Firestorm
The firestorm spread rapidly through the forest.
(Yangın fırtınası,ormanda hızla yayıldı.)
Floodgate
The floodgate was opened to release excess water.
(Baraj kapakları, su fazlalığını serbest bırakmak için açıldı.)
Seismic Activity
Scientists are monitoring seismic activity very closely.
(Bilim insanları sismik aktiviteyi çok yakından monitörlüyor.)
Aftershock
The aftershock continued for a while after the earthquake ended.
(Artçılar, deprem bittikten sonra bir süre daha devam etti.)
İngilizce Doğal Afet Kelimeleri ve Doğa Olayları Terimleri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
İngilizcede doğal afetlerin isimleri nelerdir?
İngilizcede doğal afetlerin bazıları; earthquake (deprem), tsunami (tsunami), hurricane (kasırga), flood (sel),wildfire (orman yangını),erosion (erozyon)’dur.
İngilizcede doğa olayları nelerdir?
Doğa olayları arasında snowstorm (kar fırtınası), storm (fırtına), flood (sel), lightning (yıldırım), volcanic eruption (volkanik patlama) bulunur.
İngilizce sel nedir?
İngilizce sel, “flood” anlamına gelmektedir.
İngilizce deprem nedir?
İngilizce deprem, “earthquake” anlamına gelmektedir.